:::::.. SUSKUN CAHİT ..:::::
     

 

 

 

Cahit suskun oturuyordu.

Parmaklarının arasından kayıp düşen kaşığın sesiyle irkildi. Masadaki kül tabağına bakıyordu düşünür gibi. Kim bilir dakikalardır.. Onu uzaktan bir gören olsa ha çıkardı ha  çıkaracak derdi uzun uzun daldığı kül tabağından bir mana. Belli canı sıkkındı... En iyisi hiç yanaşmamak yanına. Ona yapılacak en iyi şey bu olsa gerek diye düşündüm ve onu sıkıntısıyla, yalnızlığıyla baş başa bıraktım. Çayevinin kapısına yaslanıp dikilmeye ve onu dinlemeye başladım... Bu  söndürdüğü kaçıncı sigaraydı acaba!.. Daha rahat içebilmek için zoraki bir şeyler atıştırmış..

Cahit suskun oturuyordu. Dönemin kimi ünlü şairleri-yazarları ödül günleri düzenliyordu. Düzenleyenlerin iyi niyeti, samimiyeti; adına düzenledikleri kişinin bu ödülü* hak edişine aldırmadan, 'ödüller' hakkında uzun uzun, gereksiz tartışmalar yapılıyordu. Ödül verme işinde ne gibi bir bencillik, bir çıkar veya herhangi bir fena düşünce olabilir ki ceza veriliyormuş gibi algılansın ve tartışılsın? Cahit suskun oturuyordu. Hiç de içinde bulunmadığı, bulunmak istemediği kulisler arasında ismi geçiyordu. Evet evet Cahit suskun oturuyordu. Zamanında solcu bir şaire 'Allah korusun' diyordu fakat onlar'ca okunmaktan, beğenilmekten, takip edilmekten rahatsız değildi. Hoşnut da hoşnutsuz da olmazdı. Cahit suskun, düşünceli oturuyordu. Müslüman değerlerine, insanlara, insanlığa sahip çıkıyordu. Fakat kimsenin ona sahip çıkmasını istemiyordu. Kimsenin çizdiği çemberler içinde oynamak istemiyordu. O, "hiçbir gruba dahil olmadım"dı. Bir zamanlarki grubun gruplaşmasını görünce Cahit suskun oturuyordu. Birtakım -kalp kırabilecek- hadisenin, hep beyaz haberleri olan bu adamın ve o adama duyulan sevginin yüzü suyu hürmetine kısa kesilmesi, dallanıp budaklandırılmaması gerekiyordu. Cahit suskun oturuyordu. Küçük basit şeyler yetiyordu kederlenmeye. Dünya üzerinde yaşayan insanların, -şüphesiz kendi aralarında olan tatsızlıklara isminin araç olmasına susuyordu. O herkese, birey olarak "biz işimize bakalım" diyordu: Bütün bunları ağır ağır düşündü Cahit, içtiği bol bol sigarasıyla, çayıyla... Yanlış hatırlamıyorsam son sözleri şunlar oldu: "Beni okuyun! okumayın! anlayın! anlamayın! sevin! sevmeyin! eserlerimi takdir edin! tekdir etmeyin! kimileriniz anın! kimileriniz anmayın! Ama birbirinizle "benimle" uğraşmayın."

"Bal akıyor kayalar
Sarp yalçın bir bal
Yakınımda ne ayı pençesi ne insan eli"

Sonra yavaş yavaş yanına adımladım.
Cahit niye suskun oturuyorsun dedim. Yüzüme bakıp tebessüm etti.

Zarif Oğlu


* Ödül: Adına verilen kişiye bir değer verme biçimidir. Onu anma, adını-eserlerini yaşatma ve yüceltmedir. Kuru kuru bir 'ödüllendirme' diye bakmamak gerekir, anlamında.
Okuntu Dergisi Cahit zarifoğlu Özel Sayısı'ndan alınmıştır...
yumruk
ahmet zarifoğlu