.... .
...: Cahit Zarifoğlu'ndan mektuplar ...:
 
"
Sevgili Kardeşim
Kısa notunu ve abone listeni aldım. Hele bizim abone kayıtlarıyla görevli Ahmet, adreslerin yazıldığı yapışkan etiketlere hayran oldu. Onları oradan alıp, abone kartlarına yapıştırmak bir zevk.

 

 

 

"

 

Sevgili Kardeşim,      (Tarihsiz)
Mustafa'dan gelen 44 kişilik abone listesinde sizin de isminiz var. Mustafa bu listeden 4 kişiyi ayrıca kısa bilgilerle tanıtıyor, kendilerine mektup yazmamı istiyordu. Hem Mavera'nın Almanya'da daha çok tanıtılmasında, hem de Mavera'ya yapılabilecek sair katkılarda bu arkadaşların yardımcı olabilecek yetenekte olabileceklerini, daha doğrusu olduklarını belirtiyordu. Sizin isminizin yanında, ayrıca yapmakta olduğunuz tahsili ve çalışmalarınızın olduğunu özellikle yazıyordu.
Mustafa'nın mektubunda sizlerle olan kısmı bilerek böyle özetledim. Bununla önem verdiğimiz, sevindiğimiz bir durumla karşı karşıya olduğumuzu vurgulamak istiyorum.
Tabir caizse, yakanız elime geçti, bırakmak taraftarı değilim.
Bundan bir yıl kadar önce aynı şekilde Amerika'da Talat Çiftçi isimli bir öğrencinin adresini vermişlerdi. Kendisi mektuplarıma cevaplarında yazmamakta direndiği, Türkçesinin yeterli olmadığını, Türkçeyi iyi kullanmadığım iddia ettiği halde, mektuplarla öyle ısrar ettim ki nihayet yazmaya razı oldu ve maverada ilgiyle okunan bir "Amerika Mektubu" yayınlandı. Ne yazık ki aynı paralelde ikinci bir yazı temin edemedim. Mektuplarıma da karşılık vermiyor. Umarım siz de yazılarınızla Mavera'ya katılmayı arzu etmediğiniz takdirde böyle bir yol seçmezsiniz.
Sizi, yapabileceğiniz çalışmaları, şu anda nelerle meşgul olduğunuzu detaylı olarak bilemediğim için sizden Mavera'ya neler talep edeceğimi sıralayamıyorum. Bunun için bir ilk mektubunuzu, sizi yormazsa kısa bir hayat öykünüzü bekleyeceğim.
Biliyorsunuz Yusuf Aktürk "Almanya Notları" yazıyor. Sizin katkılarınız da bu tür olabilir. Bize Almanları ve Türkleri, kapılanları ve direnenleri, kısaca kültür çatışmasından doğan çarpıcı gözlemlerinizi yazabilirsiniz. Ama sanırım sizden bekleyebileceğimiz çalışma türü daha farklı olacak. Belki gözlemlerin de yardımı ile, belki konuların bir inceleme veya deneme üslubu içinde işlenmesi..
Umarım bu konuda düşüncelerinizi çok kısa zamanda öğreneceğim.
İkinci olarak Mustafa ve diğer dostların başarıyla yürüttükleri abone çalışmasına büyük katkınızı rica ediyorum, Hep birlikte, başka şehirlerdeki dostları gerek ziyaretlerinizde veya onların ziyaretlerinde veya mektuplarla ATEŞLİYEREK, abone çalışmasını bütün Almanya'ya, hatta Avrapaya yaymak. Bu çalışmalarımızı yan yana koyarak Almanya'da en azından bir 500 aboneye erişelim.
Sami bazı kütüphanelerin adreslerini yollamış. Amerika'dan da birçok adres temin ettik. Hatta bütün dünyada Türkoloji çalışmaları yapan kuruluşların adresleri...
Buradan ve oradan dört koldan çabalar harcayarak Maverayı Dünyada okunan bir dergi yapalım. Bu elimizden gelir. Ama inatla devam ederek, Mustafa'nın tarif ettiği kadar sizi bu çalışmada önemsiyor ve sizden çok şey bekliyorum.
Tatilde Türkiye'ye geldiğinizde mutlaka uğramanızı isterim. Burada yapılacak, takip edilecek bir işiniz varsa mutlaka yazmanızı isterim.
Ve uzun, öneriler, istekler, projeler, çabalar, katkılar, heyecanlar dolu mektubunuzu beklemekteyim.
Gözlerinizden öper selam ve sevgilerimi sunarım.
Cahit Zarifoğlu

 


 

Sevgili Dostum, 26.111980 Ank.
Mektubuna çok sevindim.
Aslında evvelki adresine yazmıştım. Mustafa'nın yolladığı 44 kişilik liste içinde özel olarak dikkatimi çektiği 4 arkadaştan biri de sendin. Sana ve diğer üç dosta özel olarak yazdım. O mektup umarım eline geçer.
Abone kampanyasının Almanya'da gittikçe hızlanan bir tempo ve gittikçe kabarıklaşan bir arkadaş gurubu ile sürdürülmesini arzu ediyoruz. Orası bizim bugüne kadar hemen hiç elimizi uzatmadığımız bakir bir ülke. Bütün gruplar kendileriyle, kitap ve dergileriyle Almanya'ya gittiler, oradan meşru veya gayrı meşru şekilde yararlandılar. Biz ilk defa sizler vasıtası ile meşru haklı ve geç kalmış olarak orada çok geniş bir alanda okuyucu tutmak istiyoruz. Hemen her şehirde, önemli kasabada, senin gibi Mavera'yı tanıtmayı ve aboneler kaydetmeyi üstlenmiş arkadaşlarımız olmalı. Gezilerinizde sohbetlerinizde zihninizin bir ucu hep bu düşünceye takılırsa sanırım mühim neticeler alacaksınız. Bu konuda dostlarla mektuplaşmanızı ve sohbetlerde gündeme getirmenizi rica ediyorum. En az 500 olmak üzere 1000 abone için bir planımız olsun. Bundan sonra, yani belli bir abone sayısına eriştikten sonra Almanya okuyucusu için özel olarak dergiye ilave edebileceğimiz yazı konulan, ve sair çalışmalar üzerinde durabiliriz. İlerde Almanya gezileri de planlıyoruz. Yeni yılda bir veya iki arkadaşın bir iki aylık bir Almanya gezi programı yapmasını planlıyoruz. Daha doğrusu bunu şimdilik sadece ben kafamdan geçiriyorum. Ama şartlar olgunlaştığı an bu konuda arkadaşlarımı toplantıya çağıracağım ve planlayacağız. Büyük ihtimalle Atasoy Müftüoğlu ağabey gelecek.
Senden bir konuda özel bilgi rica ediyorum: Benim için Almanya'da oturma izni almak, orada bir veya iki yıl kalmak için neler yapılabilir. Bu zaman zarfında orada çalışma imkânları olabilir mi? İstanbul Üniversitesi Alman Filolojisini bitirmiş olmam belki buna yardımcı olabilir. Olabilir mi? İmkânlarımız nelerdir?
Şiir çevirin iyi. Ama Günter Seueren zayıf şair.
Biz başlangıçtan beri Maverada çeviriye yer vermemeye çalıştık. Telife önem verdik. Yabancı edip bize ne kadar yakın olursa olsun, onu okuyucumuzla aracısız olarak, yorumsuz olarak baş başa bırakmayı doğru bulmadık. Bize çeviri getiren dostlara, bu çeviriden bol bol alıntılar yaparak kendisinin bir şeyler telif etmesini önerdik. Tabii bunu yapmadılar. Bize çeviriler yapmanı isterim. Son sayılarımızdan birinde oradan bir arkadaşın Sovyetlerdeki Müslümanlara ait Stem'den çevirdiği bir yazı vardı. Bu tür yazılar olabilir. Bir batılının Türkiye'deki siyasi ya da edebi hareketler üzerine kaleme aldığı ilginç incelemeler olabilir. Ve daha neler olabileceğini şu anda kestiremiyorum. Fakat bir batılının şiirini ya da hikayesini yayınlamaktan yana değilim. Zira bu bol bol yapılıyor ve ancak kültür emperyalizmine hizmet etmiş oluyorlar.
Aslolan inisiyatifin bizde olmasıdır. Bizim yorumumuzdur. Bu nedenle o mektubumda da istediğim gibi, senden bizzat ürettiğin yazıları bekleyeceğim. En azından meslek icabı tespit etmiş olacağın "Müsteşrik Gafları" üzerinde durabilirsin. Bunları örnekleyerek ilginç bir iki yazı çıkarabilirsin. Onların mesela hemen hiç bozulmamış Nakşilik üzerinde durmadıklarını buna mukabil bozulmuş ya da turistikleştirilmiş tarikatlar, Mevlevilik, Bektaşilik gibi üzerinde neredeyse ısrarla spekülasyonlara giriştiklerini mesleki bilgilerle, gerekçelerle kompozisyonlarla donatarak kaleme almak gerekli, ilgi çekici, hatta bazı şeyleri iyi anlatabilmek için bir vesile olabilir.
Bu son paragrafta söylediklerim üzerine düşünmem rica ediyorum. Ben sadece sana bir saha gösteriyorum. Bu sahada açılımlar yapmak sana ve yeteneğine bağlı. İyi sonuçlar alacağımızı umuyorum. İlk çalışmanı yolladıktan sonra sana eleştirilerimi açıkça yazarım. Yardımcı olmaya, yön göstermeye çalışırım.
Anlaştık sanırım.
Bunları çok önemsediğim için uzun yazdım. Aslında bugünlerde yüzlerce mektuba muhatap oluyorum. Devlet dairesinde işim var. Ayrıca gazeteye yazıyorum. Her zaman vaktim olmuyor. Ama senden sık sık mektuplar bekliyorum. Hepsine karşılık verme imkanını bulamasam bile.
Almanya aboneleri konusunda bir kere daha sistemli ve gittikçe artan ve yayılan gayretlerinizin Önemine dikkatini çekerek bitirmek istiyorum.
Selam ve sevgilerimle gözlerinden öperim kardeşim.
Cahit Zarifoğlu

Aylık Edebiyat Dergisi,   Ankara, 2/3/1980
Kızılay, Bayındır S. 30/C
ANKARA

 


 

Sevgili Kardeşim,
Epeyce sık yazıştık. Galiba mektuplar yolda karşılaştı. Mektubunu almıştım, ama senin cevabını bekledim.
Umarım sıhhat ve afiyettesin.
Listem ve parayı almıştım. Sağ ol. Arkadaşlarla görüşmeniz güzel olmuş. Mustafa ve Yusuftan aldığım mektuplardan öğrendim. Mustafa son projemiz çerçevesinde 23 kişilik abone yolladı. Senin yolladığın 2 abone de buna ilave oldu.
Ciltlerden ve yayınlarımızdan oraya yollanması bir hayli iyi olur. Fakat bu iş çok külfetli. Bunları orda bulundurmak, satmak, birilerinin görebileceği yere koymak falan. Arkadaşların vakitleri bakımından falan müsait olacağını sanmam. Yine de ilgilenecek biri olabilirse konuşup bana yazabilirsiniz. Ben bu yolu hiç zorlamayalım derim, onun yerine ayırabildiğimiz vakitleri abone ile birlikte dostların ciltlerden de almalarını temine harcayalım. Buradan postalanması daha pratik olur.
Çevirini Maverada değerlendirmek istedik ama sakıncalı bulduk. Yeni Devir gazetesine yollayacağım. Aradan biraz zaman geçmesini arzu ettik. Gerçi bir yabancının yazdığı şeyler, onun fikirleri ama bakarsın dananın altında buzağı ararlar.
Şiir çevirine çok sevindim. Ne var ki şiirlerden parçalar çevirmekle yetinmişsin. İlk fırsatta Erdemin bir şiirini, kısa veya uzun bütünü ile çevirip yollamanı istiyorum. Biliyorsun kendimizden yabancı dillere çeviriler yayınlıyoruz. Bir karşı taarruz niteliğinde. O projemiz için çok isabetli bir çalışma. Sana teklif etmek aklıma gelmemişti bile. Bu arada yine o dostun yardımı ile başka düzyazılar vesaire de çevirmek istersen bana bildir. O durumda sana buradan henüz yayınlanmamış bir yazı yollarım ve dergide Almancası ile birlikte yayınlanır. Bunun için çalışmamız var. Bir iki deneme ve incelemeyi bir arkadaş Fransızca'ya çevirecek. Pariste 5 yıl bulunup doktora yapmış, fakat burada nerede çalışacağı belirlenmedi, onunla meşgul. Önümüzdeki aylarda başlayacak. Yine şiir olarak benden, Akif'ten Alaaddin Özdenören'den Osman Sarı'dan, Sezai Karakoç'tan, Necip Fazıl'dan Turan Koç ve Arif Ay'dan, yani bizim şairlerden çeviriler yapabilirsiniz. Kısa ve kolay şiirleri tercih etmende, elimizde belli bir birikim olması bakımından fayda var. Bu çeviri işini sistemli bir şekilde yürütebilirsek planını yapmakta fayda görürüm. Dilersen bir antoloji yaptıracak şekilde ben burada seçimi yaptırıp yollayayım, sen sıradan çevir ve ileride bu çalışmalar bir kitap hacminde olsun, bunları şairlerin kısa biyografileri ile besler ve bir de 15-20 sayfalık bir önsöz yazar ve oradaki yayınevlerine teklif ederiz. Buna zaman ayırabilir ve göze alırsan sevinirim.
Çevirinin Almancası için konuşacak kadar kendimi yetkili görmüyorum. Bir Alman tanıdığın hele biraz da Türkçe biliyorsa kontrolü ve beğenmesi isabetli olur. Fakat muhakkak devam et. Erdem'in bir şiirini ocak 20'ye kadar gönderebilirsen 51. sayıya girer ve de güzel olur. Biliyorsun şimdiye kadar 2 tane İngilizce iki tane de Fransızca yayınladık.
Sezai Uğurlu epeydir uğramıyor. Demin Sezai'nin ev sahibi arkadaşımız Halil İbrahim var ona telefon ettim, Sezai iyiymiş, şu anda da İstanbul'daymış, bir iki güne dönecekmiş. Not bıraktım uğrasın diye ve ismini verdim, Almanya'dan mektup bekliyorlar diye. Umarım yakın bir zamanda ondan mektup alırsın. Orada edebiyat dergilerinden çeviri yaparak, daha doğrusu adamın söylediklerinden bol bol alıntılar yapıp telif ederek yazılar yazabilirsin diye düşünüyorum Mavera'ya. Şu andaki mesleki çalışmalarınla ilgili ara makaleler de yazabilirsin bizim için. Klasik konular olabilir ama Mavera için yazarken o konuyu biraz daha çağımıza getirmek ona bir canlılık vermek mümkün. Bekliyorum.
Oturma izni ile ilgili sorum, orada belki bir iş bulmak şeklinde idi. Artık okumak bizden geçti. Yaşımız sabrımız geçti. Açıktan bir oturma izni, orada rahatça birkaç ay bulunabilmek ve gayret göstermek, birlikte çalışmak için falan. Mahiyeti buydu sorumun.
Şimdilik böyle. Haberlerinizi, faaliyet dolu mektuplarınızı bekliyorum. Bütün dostların hal ve hatırlarını sorar selam ve sevgilerimi sunarım.
Gözlerinden öperim.
Cahit Zarifoğlu

 


 

Sevgili Kardeşim           (Tarihsiz)
Kısa notunu ve abone listeni aldım. Hele bizim abone kayıtlarıyla görevli Ahmet, adreslerin yazıldığı yapışkan etiketlere hayran oldu. Onları oradan alıp, abone kartlarına yapıştırmak bir zevk. Büyük kolaylık.
İki üç gündür Almanyadaki oıı-onbeş arkadaşıma yeni mektuplar yazdım. Sana da bugün yazacaktım, mektubun geldi. Galiba bir parça geciktim. Ama önemli değil. Arkadaşlarıma yazdıklarımı şimdi sana da izah etmeye çalışacağım.
Fakat bunlardan önce duygularımı anlatmak istiyorum. Seni tanıdığıma çok memnun oldum. Ciddiyetin, disiplinin ve heyecanın çok hoşuma gitti. İnşallah seni daha yakından tanımak ve bizzat tanışmak bahtiyarlığına da ererim. Sen diye hitap etmemi de duyduğum dostluğa bağışlamam isterim.
Bana emanet edilmiş 500 bin lira kadar bir para var. Afganistan mültecilerine yollanmak üzere. Bu parayı bir türlü transfer etmek imkanı bulamadım. Türk parası onların işine yaramıyor. Oysa Almanya'dan para yollanması mümkün.
Yani Maveraya yapacağımız abone paralarını vereceğim adrese yollamak suretiyle bu emaneti onlara transfer etmiş olacağız.
Yalnız abone olanlara bu durumu anlatırken, abonenin yanında elimizde mevcut 2, 3? ve 4 üncü ciltlerden de almalarını söyleyebiliriz. Bu ciltlerin beheri 3O'ar mark. Söylediğim gibi bazı arkadaşlara da yazdım. Onlar da aynı yolu takip ederek, abone ve cilt sipariş listelerini bana, paralan Afganistan mücahitlerinin liderlerinden Burhanettin Rabbani'ye yolladıkları takdirde, hepsi birden bir yekun tutabilir. Hatta belki de 500 bin lirayı geçer. Geçmesinin zararı yok. Aradaki fark ya bizim katkımız şeklinde mültecilere gitmiş olur ya da arada bir yardım için verilen paralarla takas ederiz.
Önceki mektubunda abone kaydettiğini bildiğim için sana bu mektubu bir an önce yazıp bu formülü bildirmek istedim. Kısmet olmadı. Parayı yollamışsın. Zararı yok. İnşallah gayretimizi bu şekilde sürdürebilirsek büyük hizmet olacak. Şu anda Afganistan'da kış şartlarında mücahit ve mülteciler son derece olumsuz şartlar altında bulunuyorlar, Abone ve takım halinde cilt paraları 145 mark tutuyor. 50-60 kişilik bir liste elimizdeki parayı karşılar. Ama dediğim gibi bu bir sınır değil. Bir kaç katı olabilir, özellikle ciltlerin üzerinde duralım. Bizim için daha kolay olur. Zira onlar için harcanan harcanmış. Elimizde 2 ve 3'ten 100'er kadar, 4. ciltten 300 civarında var.
Burhanettin Rabbani'ye para yollandığında makbuzun bir suretini, fotokopisi olabilir, bana yollarsan, buradan kendisine mektup yazarak parayı takip etmesini kolaylaştırmak istiyorum. Aynı şeyi sen de yapabilirsin.
Kısa notunda sana yazdığım ikinci ve birinci mektupları alıp almadığım yazmıyorsun. Birincisi değişen adresine idi. İkincisi bildirdiğin yeni adresine. Yolladığın tercüme şiirle ilgili düşüncelerimi yazmıştım. Bunun yanında senden dergi için yazı olarak nasıl şeyler beklediğimi yazmıştım. Bu mektupların eline geçip geçmediğini bildirmem isterim.
Ayrıca mektupta başka şeyler de sormuştum. Mektubu atalı epeyce oldu. Acaba posta grevi mi geciktirdi. Yoksa başka türlü aksaklıklar mı oluyor.
Şirkete bir araba ihtiyacımız var. Steyşin vagon tipinde. Bir fort steyşin olabilir. Sizler orada okuyorsunuz. Bu tür ilişkileriniz var mıdır yok mudur bilmiyorum. İlgili olabilecek arkadaşlarla bir konuşmam isterim. 1978 model, iyi vaziyette bir araba nasıl temin edebiliriz. Bugünlerde burada almak için bazı arabalara baktım. Tabi son derece pahalı. Biz ise bin bir gayretle tek tek abone paraları ile bir şeyler topluyoruz. Bir şey alırken karar vermemiz bu nedenle çok zor oluyor. Açıkçası kıyamıyoruz. Oysa araba işlerimizi son derece kolaylaştırıyor. Nasıl yapalım. Bu konuda haber bekleyeceğim. Ondan sonra burada bir hal yolu arayalım.
Şimdilik böyle . Arkadaşlarım da selam ve sevgilerini yolluyorlar. Mektuplarını haberlerini bekliyorum. Selam ve sevgilerimle gözlerinden öperim.
Cahit Zarifoğlu

 


 

Sevgili Ali,         22.10.1981
Çok uzun zamandır haber alamıyorum senden. Umarım bir yaramazlık yoktur. Mustafa 1 Kasım'da asker oluyormuş. Bu günlerde burada olacak. Bize bazı malzemeler de getirecek.
Dönemin son sayısı matbaada. Yeni dönem için hazırlık içindeyiz. Derginin gördüğü alaka iyi. İçerde ve dışarıda daha iyi olması için hep birlikte çalışacağız.
Biliyorsun -tahminen- Ocak ayından itibaren film+Afganistan özel sayısı+konferanslarla geniş bir Almanya turnesi düşünüyoruz. Bütün yük sizlerin omzunda. Umarım üstesinden geliriz. Almanya'da 2000 abone yapalım. Şubemizi açalım. Filmcilik, reklamcılık zengin bir iş. Dikiş tutturabilirsek hepimizi bünyesinde barındıracak maddi güce ve yeteneklerimize göre iş sahalarına sahip olacak bizlere hizmet imkânı verecek.
Neler yaptığını, niçin yazdığım, çevirilerden ne haber olduğunu teferruatlı olarak yaz.
Selamlarımla...
Cahit Zarifoğlu

 

...:::...

Edebiyat Ortamı Dergisi, Kasım-Aralık 2008 5. Sayısı'ndan alınmıştır...